Astroloji Ve Kadar Arasındaki İlişki Nedir?

Astroloji ve kader ilişkisi, astroloji severler olarak sıkça sorgulanan, en ilgisiz insanların bile dikkatini çekebilecek kadar merak uyandıran bir konudur. Bir yandan olaya rasyonel bir şekilde yaklaşan bir kitle, diğer yandan mistik güçlerle ilgililerin bu konuyu astrolojiye bağlama hedefi arasında büyük tartışmalar yaşanmaktadır. Tabii, bir de, astrolojiyi bir disiplin olarak inceleyen astrologların olaya daha hâkim açıdan yaklaştıkları unutulmamalıdır. Ancak, görülen o ki uzun zamandır yapılan bu tartışma daha devam edecekmiş gibi duruyor.

Eskilerin deyişiyle “yıldızlardan hüküm çıkarma sanatı” olan astroloji, gökyüzü hareketlerinin yeryüzündeki olayları ve koşulları ne şekilde ve ne zaman etkileyebileceğini araştıran ve onlar arasında bağlantı kurmaya çalışan bir bilimdir. Her ne kadar fizik ve kimya gibi pozitif bilim dallarından farklı olsa da teknik bir çalışma gerektiren bir alandır. Biraz daha açıklamak gerekirse birçok insanın sandığının aksine, sadece transa geçilerek içi boş bilgilerle yorumlanamayacak kadar donanımlı bir bilgi gerektirmektedir.

“Kader ve astroloji ilişkisini” de doğum haritası bilgisiyle açıklamak mümkündür. Kişinin doğum haritasında, doğduğu sırada meydana gelen gökyüzü hareketleri ve gezegenlerin hangi açıyla hangi evlere yerleştiği gibi oldukça önemli verilerin yorumlanmasıyla bireyin belli özellikleri, dolayısıyla ihtimaller skalası da belirlenmiş olur. Her bir gezegen belli bir burcun belli bir derecesine denk geldiği için doğum haritası kişiye özel olur. Bu da onun mizacını, huyunu, spesifik hastalıklarını ya da yaşamı boyunca nasıl bir hayat sürebileceğini, nelerle karşılaşabileceğini gizleyen kozmik bir şifre gibidir. Astrolojik temelli bilgilere bakılacak olursa bireyin doğum anından itibaren kaderi çerçevelenmiştir denilebilir. Kader çerçevesinin getirdiği olasılıklar dâhilinde, birey kendi benliğini oluşturmaya başlar. Diğer bir deyişle; olaylar bize gelmez, biz kaderimiz gereği onları kendimize çekeriz.